İnsanoğlunun temel güdü ve ihtiyaçlarından biri olan korku, birçoğumuz için çok şey ifade etmez. Genellikle hissetmek istediğimiz en son duygu türlerinden de biridir. Öyle ki korku hissinin birçok tehlikeye karşı kalkan görevi gördüğünü çoğu zaman aklımıza dahi getirmeyiz. Evet, şayet korku duygularından yoksun olarak dünyaya gelmiş olsaydık, belki de şu an içinde yaşadığımız hayatın süresi daha da kısalacaktı.

Şüphesiz insan hayatında bu kadar öneme sahip duygu yoğunluğundan bir edebiyat türünün ortaya çıkmaması beklenemezdi. Ki 1765 yılında kaleme alınmış Horace Walpole imzalı şaheser Otranto Şatosu’yla birlikte korku ve gotik edebiyatın temelleri resmen atılmış oldu. Sonrasında bu başyapıtı diğer benzer türde eserler takip etti. Artık bu zamandan sonra gerek dünya gerekse edebiyat camiası yeni bir türle tanışmış oluyordu: “Korku Edebiyatı”…
Yaklaşık şu son yüz-yüz elli yıllık zaman süreci içinde yabancı kalemler çok sayıda korku-gerilim kitabı kaleme aldı. Bu eserlerin çoğu hâlâ günümüzde de okunan, güncelliğini korumayı başarmış kitaplar.

Bahsi geçen eserlerin mimarları arasında; Edgar Allan Poe, H. P. Lovecraft ve günümüz yazarlarından Stephen King’in isimlerini verebiliriz. Bu dünyaca ünlü üç yazar da korkunun üstadı olarak anılmakta ve günümüzde kitapları milyon mertebesinde okura ulaşmaktadır. Lakin en talihlilerinin Stephen King olduğunu da itiraf etmemiz gerekir. Zira yaşarken kitaplarının milyonlara ulaştığını gören tek yazar… Yoksulluk içinde hayata gözlerini kapayan iki büyük usta Edgar Allan Poe ve H. P. Lovecraft için üzülerek de olsa aynı şeyi söyleyemiyoruz.

Peki, dünyada korku ve gerilim türlerinde en çok satış yapan ülke hangisi?

Dünyaca ünlü ekonomi ve iş yaşamı dergisi Forbes, her sene en çok kazanan yazarlar listesini açıklıyor. Sonuçlar neticesinde dünyada çok büyük sayılabilecek, Türkiye’de ise daha mütevazı rakamlar gözümüze çarpmakta…
2017 yılı sonuçlarına göre ilk beş sırada yer alan üç yazar dikkatimizi çekiyor. Biri usta gerilim yazarı James Patterson, biri gerek ülkemizde gerekse dünyada “çok satanlar” rafından inmeyen kitaplarıyla tanınan gerilim yazarı Dan Brown ve bir diğeri de dünyaca ünlü korku yazarı Stephen King… Son sonuçlara göre Patterson 87 milyon dolarla ikinci sırada, Brown 20 milyon dolarla dördüncü sırada ve King ise 15 milyon dolarlık gelirle beşinci sırada yer alıyor. Yazarların üçünün de Amerikalı olduğunu göz önünde bulundurursak, korku ve gerilim türlerinin en fazla Amerika’da rağbet gördüğünü söylemek yanlış olmaz.

Türkiye’ye baktığımızda ise korku türünde bu kategoriye giren Türk yazar maalesef yok. Gerilim türünde ise Ahmet Ümit’i söyleyebiliriz. Son sonuçlara göre 314 bin baskı ve 1.1 milyon TL’lik gelirle Türkiye’de beşinci sırada yer alıyor usta kalem. Her ne kadar diğer dünya ülkeleriyle aramızda ciddi oranda mali fark olsa da her geçen yıl korku ve gerilim türlerine olan ilginin arttığını görüyoruz.

Türkiye’de korku edebiyatına ilgi her geçen gün artıyor!
Birçok edebi akımdan etkilenmiş Türk edebiyatının korku türüyle tanışması ise oldukça yeni sayılır. Keza özellikle son on- on beş yıldır raflarımızda yerli korku-gerilim kitaplarına rastlar olduk.

Aslında mensubu olduğumuz Doğu kültüründe korku ve mistik unsurlar oldukça fazla. Masal ve destan kültüründen geldiğimizi düşünürsek korku, fantastik gibi türlerin aslında bize çok da yabancı olmadığını anlayabiliriz.
İlk Türk edebi eserlerinde masal, doğaüstü unsurlar ve halk hikâyeleri (destanlar vs.) yaygınken, daha sonraları pozitivizmin ve aydınlanmacı düşüncenin de etkisiyle bu türler ayıklanmış ve ortadan kaldırılmıştır. Elbette bu durum, çoğu zaman korku-gerilim edebiyatının temel dayanak noktası olan doğaüstünü ortadan kaldırdığı için Türk edebiyatında korku türünde bir gelenek oluşmasını engellemiş ve uzun seneler bu türde eser üretilememiştir.

Dünyada milyonlarca sayıda okura ulaşan Yüzüklerin Efendisi seri kitaplarının yazarı J. R. R. Tolkien’in bu eserlerini masal ve destanlardan yola çıkarak tasarladığını mutlaka işitmişsinizdir. Şu anda fantastik edebiyat adına en önemli serilerden sayılan bu kitapların temelinde masalların bulunuyor oluşu oldukça şaşırtıcı değil mi?

Gerek son yıllarda Türk korku sinemasındaki yükseliş gerekse günümüz gençliğinin bu türe gösterdiği ilgi neticesinde korku edebiyatı yavaş yavaş Türk edebiyatı içerisinde adından söz ettirmeye başladı. Elbette korku türünü hâlâ edebiyattan saymayan birçok edebiyatçı mevcut. Ancak korkunun dayandığı temel ilkeleri incelediğimizde edebiyatla olan kadim ilişkilerini keşfetmek mümkün… “İnsanlığın en eski ve en güçlü duygusu korkudur,” diyen korku yazarı H. P. Lovecraft de bu düşündürücü sözüyle âdeta bizi destekliyor.

“Fantazya” yani “Hayal gücü edebiyatı” içerisinde yer alan üç türden biri de şüphesiz ki korku edebiyatı. (Diğer ikisi fantastik ve bilimkurgu türleri.) Özellikle bu üç edebiyat türünü besleyen ve ortak bir paydada buluşturan en önemli etken, adı üstünde, hayal gücü. Zira Fantazya Edebiyatı, “gerçeklerden kaçış” edebiyatı olarak da adlandırılmakta.

Seneler önceki çeşitli edebiyat akımları sebebiyle unuttuğumuz korku edebiyatı günümüzde özellikle genç okurlar tarafından oldukça ilgi görüyor… Bu durum ise ülkemizdeki korku edebiyatının geleceği hakkında umut verici bir gelişme. Yaklaşık on sene öncesine kadar ön yargıyla yaklaşılan yerli korku kitapları, şu anda yayınevleri ve kitapevlerinin raflarını süslemekte… Yayınevleri özellikle yerli korku türünde özgün eserler üretmeye gayret gösteriyor. Her şeyin de ziyadesinde yavaş yavaş kendi kültürümüzdeki edebiyat zenginliğini fark etmeye başladık. Korku edebiyatında bizzat bizim kültürümüzü yansıtan birçok unsurun var olabileceğini…

Elimizdeki veriler, önümüzdeki senelerde yerli korku edebiyatına duyulan ilginin daha da artacağı yönünde… Şüphesiz ki bu durum Türk edebiyatı ve okurları için büyük bir kazanç niteliğinde olacak.

 

*Kayahan Demir, Kefesizler Mezarlığı, Cesaretin Varsa Oku, Ölüm Şifresi, Gaipten Sesler, Çağdaş Esaret Kampı, Aralık, Karanlık Kitap ve Korku Kampı kitaplarının yazarıdır.