ZEYNEP KILIÇ

Bir kitabın son sayfasına gelmek müthiş heyecan verici olduğu kadar hüzünlüdür de. İyiden iyiye alıştığınız, bir bakıma dostluk kurduğunuz o küçük objeye veda etme vakti gelmiştir çünkü. Hele ki okumaktan keyif aldığınız bir kitapsa bu, alabildiğine zengin ve sınırsız hayallerle kuşatılmış, bambaşka dünyalar sunan ve gerçek hayattan kaçmak istediğinizde sığındığınız limanı terk etmişsinizdir. Başka limanlar elbet vardır, olacaktır ama her ayrılık da bir vurgun neticede. Aslına bakarsanız son sayfayı kapatınca kitapla ilgili her şey bitmiş sayılmaz. Aksine belki de yeni başlıyordur. Akılda onlarca soru işareti, karakterleri çözümleme çabaları, kitaptan size kalanların eşlik ettiği iç konuşmalar, muhasebeler…

Ah keşke dünyanın en bireysel işlerinden biri olan kitap okuma eylemini hemen oracıkta üstelik de aynı kitap üzerinden paylaşacağınız birileri olsa da sesinizi duysa. “Evet, evet ben de Raskolnikov’a hak verirken buldum kendimi,” dese biri, bir başkası Raif Efendi için “ölmeden ölenlerden” tespiti yapsa ve siz de içinizden “işte bu” deseniz… Sonra biri çıksa ve Selim Işık’ın “hayatım ciddiye alınmasını istediğim bir oyundu” sözünü hatırlatsa ve saatlerce bunun üzerine düşünüp konuşsanız…

Başka bir gün birileri normalde hiç okumayı düşünmediğiniz türde bir kitap önerse ve bitirdikten sonra kendinizi o türde başka kitaplar ararken bulsanız… Okuduğunuz kitabın yazarına ulaşsanız ve onu soru yağmuruna tutsanız….

Bütün bunlar kulağa ütopik gelse de bu rutini hayatına taşıyan insanlar yok değil. Böylesi ideal bir okuma eylemini mümkün kılan şey ise “Okuma Grupları”. Yani sadece kitap için bir araya gelen insanların oluşturduğu ufak kalabalıklar. Her ay belirlenen bir kitabı okuyup sonrasında üzerine konuşmak için buluşuyorlar. Üstelik bunu sosyal medya üzerinden gerçekleştiriyorlar. Bilinçli ya da bilinçsiz, hem kişisel hem de toplumsal okuma kültürüne bir şekilde katkı sağlıyorlar. Bu grupların son yıllarda sayısının artmasında; kitap okumayı olumsuz etkilediği için sürekli eleştirilen sosyal medyanın etkisi büyük. Nasip bu nereden geleceği belli olmaz diyerek sosyal medya üzerinden organize olan bu gruplara ulaştık.

Kitapların izinden gezi düzenliyorlar 

Ekin Yazın Dostları, okuma grupları arasında en eskilerden. Aydın Ergil, 2007 yılının Nisan ayında yakın çevresinde ekin (kültür), yazın (edebiyat) ve sanat dostu olduğunu bildikleri yedi dostu ile grubu kurduklarını anlatıyor. Kuruluş sürecini ise şu sözlerle anlatıyor Ergil: “Hemen internet üzerinde yazışma grubumuzu ve internet sitemizi kurduk. Ayda bir kez, o ay okumuş olduğumuz kitap üzerine görüşlerimizi ortaya koyacağımız toplantılara eğer olanaklar elveriyorsa kitabın yazarı ya da çevirmeni de çağrılacaktı. Böylece ilk grubumuzu kurduk ve toplantıları başlattık. Bir gruptaki üye sayısı yirmiyi aşınca yeni grup kurma zorunluluğu doğdu. Ankara ve İzmir’den de katılımlar olunca İstanbul dışında da gruplar kurma kararı aldık. Bugün İstanbul’da yedi, Ankara’da üç, Marmaris’te ve İzmir’de ikişer grubumuz var. Ayrıca Antalya ve Karadeniz Ereğli’de de birer grubumuz oldu.”

Yaklaşık yirmi kişi ile başlayan gruplarında şimdilerde üç yüzden fazla üye bulunuyor. Koşulları yerine getiren okur toplulukları oluştuğunda başka şehirlerde gruplar kurulabiliyor. Bu arada 2013’ten bu yana kitapların izinden gitmek için yurtiçi ve yurtdışı geziler düzenleniyormuş. Hatta bu gezilerdeki anıları ve izlenimleri kitaplaştırmışlar bile.

En çok internet ve sosyal medya üzerinden organize olan Ekin Yazın Dostları, son yıllarda kitap fuarlarına da katılıp panel ve söyleşi düzenliyor. Bu etkinlikler sırasında gruptan haberdar olan kişiler de kendilerine katılmış. İstanbul çok geniş olduğundan merkezi bir semtte toplanamayanlar için Beylikdüzü ve Kadıköy gruplarını kurduklarını söyleyen Ergil, “Toplantılarımız hafta sonları oluyor, İstanbul’daki bir grubumuzu da toplantılara hafta arası akşamları katılabilenler için ayırdık,” diyor.

Sistemin nasıl işlediğine gelince. Grupta herkes sırayla bir kitap öneriyor, grup onları bir okuma sırasına sokuyor. Böylece okuma takvimi yapılıyor. O ay okunmakta olan kitabı öneren kişiye “Kitap Sahibi” deniyor ve o kişi toplantıyı düzenlemekten ve toplantı çağrısını yapmaktan da sorumlu oluyor. Toplantıyı yöneten kitap sahibi, yazarla ve kitapla ilgili bir sunum yapıyor, ardından herkes sırayla söz alarak görüşlerini ortaya koyuyor. Ergil, hiç kimsenin görüşünü diğerlerine kabul ettirmek için ikna girişiminde bulunmadığını anlatıyor. Gruplarda yalnızca roman, öykü, anı türü kitaplar okunuyor. Dinsel ve siyasal kitaplar kapsam dışında kalıyor. Okunacak kitaplar grup üyelerinin sırayla önerdikleri arasından grup tarafından oylanarak seçiliyor.

Toplantılardan sonra kitabında değişiklik yapan yazarlar oldu

Bu arada yazarın ya da çevirmenin toplantıya katılması mümkünse toplantıya o da çağırılıyor. Toplantılara katılan tüm yazarların görüşlerini internet sitelerinde yayımladıklarını söyleyen Ergil’e göre yazarların hepsi bu buluşmaların kendilerine büyü katkı sağladığı görüşünde. Zira yazar ilk ağızdan okur görüşlerini dinliyor, soruları yanıtlıyor, onlardan sonuçlar çıkarıyor. Ergil tam bu sırada ilginç bir ayrıntı veriyor: “Bizim toplantılardan sonra kitaplarında değişiklik yapan yazarlar bile oldu.” Toplantıya çağrılan yazarlar adına Çekül ormanlarında ağaç diktiriliyormuş. Bu oldukça naif bir sebebe dayanıyor: “Kâğıt üretiminde kullanılan ağaçlar için doğaya bir katkımızın olmasını ve yazarların adlarının o ağaçlarla daha da yücelmesini istiyoruz.”

Peki, okuma buluşmalarından kişiye kalanlar neler? Ergil’e göre yıl sonunda 12 kitap okumuş olan gruptaki herkes bambaşka toplumsal kesimden başkalarının aynı kitabı nasıl algıladığını, ona nasıl baktığını görüyor, kendi görüşlerini gözden geçiriyor. Bu da bir okur için bulunmaz bir fırsat. Öte yandan çevrelerinde pek sesi çıkmayan, konuşmaktan çekinen insanlar bile bir süre sonra seslerini özgürce duyurabiliyor, her söylediklerinin saygıyla dinlendiğini görüyor. Okur gruplarının bir başka yararını da şu sözlerle dile getiriyor Ergil: “Üyelerin, daha önce kitabını hiç okumadıkları, adını bile duymadıkları bir yazarın yapıtlarını okuma ve sevme olanağı bulmaları. Düzenlenen gezilerden sonra izlenimlerin yazılması da okur arkadaşlarımızın yazma yeteneklerinin gelişmesine yol açtı, bundan ötürü özgüvenleri arttı.”

“Bir yılda 18-20 kitap okuyoruz”

Kent Kabilesi İzmir merkezli bir okuma grubu. 19 Kasım 2013 tarihinde Funda Sakaoğlu ve Nihan Pala’nın ortak bir projesi olarak kurulmuş. Avrupa’daki küçük butik kafelerde gerçekleştirilen kitap kulüplerini model aldıklarını söylüyor Sakaoğlu. Nihan Pala; Bilkent Üniversitesi Turizm ve İşletmecilik mezunu ve dünya mutfağından lezzetli tarifleri İzmir halkıyla buluşturan Çukutala Cafe’nin sahibi. Funda Hanım ise İngiliz Filolojisi mezunu ve aynı zamanda Ege Üniversitesi’nde öğretim görevlisi. Sakaoğlu güçlerini birleştirdiklerini anlatırken ekliyor: “Kulüp toplantılarımız hem dünya mutfağından lezzetler hem de dünya edebiyatından seçme eserler eşliğinde gerçekleşiyor.” İki kişi ile başlayan kitap kulübünün şu an altmış yedi kayıtlı üyesi var; bununla birlikte sosyal medya üzerinden onları takip eden ve onlarla birlikte okuyan oldukça geniş bir kitle daha var. Öncelikle kulaktan kulağa yayılan kulüp, sosyal medyada ise 2016 yılından beri aktif. Dolayısıyla hem arkadaş tavsiyesiyle hem sosyal medyadan görüp kulübün bir parçası olan pek çok üye varmış. Kitaplara moderatör olarak Funda Hanım karar veriyor ve herkes toplantıya belirlenen kitabı okuyup geliyor. Toplantı günü okunan kitap tartışılıyor.

Gelelim kitap seçimine. Sakaoğlu, kitapları seçmenin bazen aylar sürebildiğini ifade ediyor. Her toplantıda farklı bir ülkeden çağdaş roman okuyan grup üyeleri için her toplantıda farklı bir ülkeye konuk olmak oldukça keyifli. Sakaoğlu’nun kitap seçerken diğer kriteri ise insanların bir kitapçıya girdiğinde kolaylıkla ulaşabileceği kitapları değil elinin gitmeyeceği kitapları seçmekmiş. Bunun yanı sıra her yıl mutlaka okudukları distopya, biyografi, klasik roman, tarihî roman ve çocuk kitabı gibi edebî türler varmış.

Okuma gruplarının kişiye kattıklarını sorduğumda şöyle bir kıyaslama yapıyor Sakaoğlu: “Uluslararası Yayıncılar Birliği 2016 verilerine göre Türkiye’de 2016 yılında kişi başına düşen kitap adedi 8.4! Kent Kabilesi olarak bizim bir yılda okuduğumuz kitap sayısı 18-20 arasında değişiyor. Kulüp üyelerimizin okuduğu kitaplar çevrelerindeki pek çok insanı etkilemekle birlikte çocuklarını da olumlu bir biçimde kitap okumaya teşvik ediyor. İstisnasız her kulüp üyemizin belirli bir süre zarfından sonra söylediği bir şey var: ‘Ben bugüne kadar kitap okumayı bilmiyormuşum!’” Sakaoğlu’nu en çok mutlu eden şeyse farklı şehirlerden pek çok insanın onlarla birlikte aynı kitabı okuması ve bulundukları şehirlerde kurdukları kitap kulüpleri olmuş. Bu halka halka yayılan etkinin onları inanılmaz motive ettiğini anlatıyor Sakaoğlu.

Bu arada pek çok diğer okuma grubunda olduğu gibi Kent Kabilesi’nin üyelerinin çoğunu da kadınlar oluşturuyor. Hatta sadece bir erkek üyeleri varmış. Üyelerin yaşları 20 ila 70 arasında değişen eğitim düzeyi yüksek kişiler olduğunu anlatan Sakaoğlu, “Onlar okudukça evdeki gençlerin ve çocukların da okuma şevki artıyor.” Gençleri teşvik etmek için ise önümüzdeki yıl kampüslerde de kitaplar üzerine seminerler vermeye başlayacaklarmış.

Okur-yazar buluşmaları çift taraflı fayda sağlıyor

Ve Kültür Perileri… 2014 yılında kurulan Kültür Perileri’ni Filiz Ferhatoğlu anlatsın: “Nitelikli okur yetiştirmek gayesiyle farklı mesleklerden bir grup kitapsever bir araya geldik. Kendi aramızda kitaplar hakkında sohbet ederken bu bilgilerimizi niçin başkalarıyla da paylaşmayalım dedik. Sosyal medyada ne yazık ki herkesin belli yazarlar ve kitaplar üzerine paylaşımlar yaptığını gördük. Bu döngüyü kırmak, farklı yazarlar tanımak ve en önemlisi edebiyatla ilgili bilgi sahibi olmak amacındayız.”

Yaklaşık on kişiyle başlayan grup şimdilerde yirmi kişiyle yollarına devam ediyor. Sayıyı sınırlı tutmalarının bir sebebi var. Zira kalabalık olduğunda herkesin fikrini söylemesi zorlaşıyor. Peki nasıl bir araya geliyorlar? Özellikle instagram sayfalarının çok aktif olduğunu söyleyen Ferhatoğlu, süreci şöyle anlatıyor: “Oradan yıllık programımızı ve aylık okumalarımızı paylaşıyoruz. Bir de www.toplanzi.com sayfasında bizim gibi pek çok okuma grubu var. Bizi oradan bulup iletişime geçiyorlar. Sosyal medyadan bulup gelenler zaten bir sonraki ay arkadaşlarını da getiriyor. Ayda bir kez pazar günleri merkezî noktalardaki kafelerde buluşuyoruz. Mekân sadece aktif olarak katılanlara bildiriliyor.” Grup, belli konu başlıklarına göre ayda iki roman ve ilgili makaleler okuyor. Örneğin yeraltı edebiyatı, fantastik edebiyat gibi… Kültür Perileri’nde moderatörlük sistemi var. Her yıl sene sonunda önceden hazırladıkları konularla ilgili kura çekiyor. Kim hangi ay hangi konuda hazırlık yapacak diye yıllık çizelge hazırlanıyor. Böylece o ayın moderatörü konuyla ilgili araştırmalara başlıyor. Okumalar yapıyor ve iki kitap seçiyor. Sosyal medya üzerinde tanınırlıkları arttıkça yazarları da davet etmeye başladıklarını anlatan Ferhatoğlu, “Kasım ayında yeni yazarlarımızdan Melike İnci’yi davet ettik. Teklifimize çok içten bir şekilde karşılık verdi. Yazar-okur buluşmaları aslında çift taraflı fayda sağlıyor. Okur, yazarı daha yakından tanıyınca gidip diğer kitaplarını da alıyor, sosyal medyada paylaşım yapıyor. Yazar vaktini ayırınca okur kendine değer verildiğini hissediyor, daha bir şevke geliyor. Yazar ise kitabıyla ilgili farklı düşünceleri, varsa kitaptaki hataları öğreniyor ve tabii ki okur kazanıyor. “

Kültür Perileri olarak üyelere “bir yılın sonunda biz size ne kattık” diye sorduklarını anlatan Ferhatoğlu, “edebî değeri yüksek eserle olmayanı artık ayırt edebildiklerine” yönelik bir cevap almışlar. Düzenli kitap okuma alışkanlığı kazanma, bireysel okuma sırasında anlaşılmayan veya fark edilmeyen yerlerin grup tartışmasında ortaya çıkması gibi güzellikler de cabası… Kültür Perileri’nin üye profilini 25-35 yaş arası kadınlar oluşturuyor. Toplantıları belli bir düzeyde tutabilmek için bazı düzenlemeler de yapıyorlarmış. En az üniversitede okuyor olmak şartı varmış mesela. Katılımcıların yüzde 90’ı üniversite mezunu, meslek sahibi kişiler. Bu yıl öğretmenler çoğunluktaymış.

 

Katılımcı görüşleri

Kültür Perileri okuma grubunun katılımcılarına “Bu toplantılar size neler kattı?” sorusunu yönelttik. Hemen hepsinin ortak görüşü “daha seçici olmayı öğrendim” şeklinde. Kitap konuşulabilecek insanlarla tanışmak ve yeni edebiyat türlerini keşfetmek de mükemmel bir deneyim.

“Okuma kalitemi artırdı”

(Meryem)

Önceden sadece sevdiğim yazarları ve klasik eserleri okurken okuma grubuna katıldığımdan beri yeni yazarlarla tanıştım, bu konuda ufkum genişledi. Her yeni yazar ayrı bir kapı ve o kapının ardında binbir kapı var. Ve ben bundan çok memnunum. Tüm kapılar benim olsun istiyorum. Okuma kalitemi artırdı ve edebî anlamda daha seçici olmaya başladım. Sosyal açıdan zenginlik, psikolojik manada da dinginlik hissettirmesi de cabası.

“Farklı edebî türler okumaya başladım”

(Gülşen)

Önceden belirli tarzlarda kitaplar okurken şu anda farklı edebî türler okumaya ve okuduğum metinler üzerinde birtakım sorular sormaya ve sorgulamalar yapmaya başladım. Bu gruplara katılmak, herkesin okuduğu ortak kitaplar üzerine tartışmalar yapmak ve yeni insanlar tanımak gerçekten keyif verici.

“Kitapları farklı açılardan yorumluyoruz”

(Yasemin)

Gruba başladığımdan beri okuduğum kitap türleri epey genişledi. Fantastik edebiyat gibi bir türle tanıştım ve çok sevdim. Ayrıca okuma grubu sayesinde normalde ilgi alanıma girmediği için okumadığım ve okumayı düşünmediğim bazı tür ve konularda kitaplar okudum. Örneğin polisiye, toplumcu gerçekçilik gibi. Okuma grubunda her ay herkes aynı kitapları okuyor fakat bir araya geldiğimizde bildiklerimiz ve kendi hayatlarımızda edindiğimiz tecrübelerle kitapları farklı açılardan yorumluyoruz.

“Nitelikli bir çevre ile kitap konuşmak mükemmel”

(Müge)

Grup okumalarıyla daha düzenli, planlı ve bilinçli okumalar yapılıyorum. Yeni edebiyat türleriyle tanışıyorum. Kültür Perileri’yle çok yönlü okuma yapıyoruz. Hem yeni yazarlar ve kitaplarla tanışıyor hem de kitabın türü üzerine bilgilendiriliyoruz. Nitelikli bir sosyal çevreyle kitap konuşmak mükemmel. Çünkü maalesef kendi sosyal çevremde kitap konuşabileceğim, aynı kitabı okumanın hazzını alan insanlar bulmak mümkün değil.

“Artık karakter tahlilleri üzerinde daha çok duruyorum”

(Dilek)

Bu zamana kadar okuduklarımı paylaşamamaktan ve fikir alışverişi yapamamaktan şikayetçiydim. Kültür Perileri sayesinde farklı meslekten farklı fikirdeki insanlarla bir araya gelmek bakış açımı değiştirdi. Kitapları okurken artık karakter tahlilleri üzerinde daha fazla durmaya ve olayları farklı bakış açılarından da düşünmeye başladım. Ben bu yazarı okumam dediğim kitapları okuyup aslında onların da içinde ne olay örgüleri ne yaşanmışlıklar barındırdığını keşfettim.

“Kitapları kolay kolay unutmuyoruz artık”

(Elif Y.)

1.Kitap seçme veya hangi kitabı okuma konusunda çok vakit kaybediyordum ve genellikle aynı tarz okuyordum. Ama şimdi her ay farklı konular üzerine yoğunlaşıp farklı tarzları deniyoruz ve tartışıyoruz. Sosyalleşme açısından yeni bir çevre ediniyorsunuz. Farklı fikirlerdeki insanlarla oturup konuşmak bakış açınızı daha da genişletiyor. Bu arada toplandığımız mekânlar da farklı ve güzel yerler oluyor. Mekân keşfi yapmayı sevenler için güzel bir avantaj. Son olarak okunulan kitaplar üzerine tartışmak, o kitapları daha sonraki zamanlarda unutmamamı sağlıyor.

“Yeni yazarlar keşfetmek çok güzel”

(Elif Ş.)

Çok kitap okuduğum bir dönemin ardından elime hiç kitap almadığım zamanlar oluyordu. Şimdi en azından ayda iki kitap okumam sabit, üzerine de kendi merak ettiğim kitapları okuyorum. Bu sayede normalde okuyacağımdan daha fazla kitap okumuş oluyorum. Ayrıca grubun en sevdiğim yanlarından biri yeni yazarlar keşfetmek. Moderatör arkadaşlarımız kitapları özenle seçiyorlar ve bize farklı okumalar sunuyorlar. Başkalarıyla kitap okumak ve okuduğunu tartışmak insanın ufkunu genişletiyor.

“Aktif ve nitelikli okur olmaya çalışıyoruz”

(Ceren U.)

Bizimki gibi gruplar okuma alışkanlığının “nitelikli” hâle gelmesinde büyük rol oynuyor. Bizim grubumuz aslında bir araştırma – okuma – tartışma grubu. Sadece kitap okumakla kalmıyor; kitabı, yazıldığı dönemi, yazarını vs. araştırıyor ve geniş bir boyutta inceleme yapıyoruz. Okur olmak yetmiyor; biz “aktif ve nitelikli okur” olmaya çabalıyoruz ve ben bu grubun, beni ve arkadaşlarımı daha nitelikli hâle getirdiği kanısındayım. Bir kitabı farklı özelliklere sahip kişilerle okuduğunuzda, tartıştığınızda zihninizde yeni pencereler açılıyor.