ÖZLEM ERTAN

Serhan Bali klasik müzik dinleyicilerinin yakından tanıdığı bir isim. Yıllardır çeşitli basın organlarında klasik müzik yazıları, eleştirileri kaleme alıyor; 2002’den bu yana ise aylık klasik müzik dergisi Andante’yi okurlarla buluşturuyor.

Serhan Bali, 2018’in başında kitap yayıncılığına da başladı. Andante ile aynı firmanın çatısı altında yayın yapan Kitap Kurdu Yayınları, her ne kadar klasik müzikle ilgili kitaplara yayın programında yer ayırsa da farklı alanlarda da kitap basacak. Türkiye’de genel okuyucuya hitap eden, herkesin anlayacağı dilde yazılmış klasik müzik kitapları basılmamasının eksiklik olduğunu ve bu konudaki boşluğu doldurmak istediklerini belirten Bali, “Keşke imkânımız olsa da sadece müzik kitapları basabilsek. Sadece müzik kitapları yayımlayarak ayakta kalmak mümkün değil. Rosemary’nin Bebeği gibi popüler romanlardan ve Edwin Black’in Holokost kitaplarından kazanacağımız parayla klasik müzik kitapları basacağız,” diyor.

2002’den beri klasik müzik dergisi Andante’yi yönetiyor ve hazırlıyorsunuz. Kitap yayıncılığına başlamaya nasıl karar verdiniz?

Andante’yi kurduktan birkaç sene sonra kitap yayıncılığına da heves ettim. Eskiden beri kendimi kitap ve dergi insanı olarak görürüm. Kitaplar hayatımın önemli bir parçası, sahaflardan çıkmayan biriyim. Ancak hem Türkiye’de yayıncılık yapmanın ne kadar zor olduğuna dair çevremden duyduklarım hem de Andante ve müzik ile ilgili işlerimin yoğunluğu beni yıllarca bu işe girmekten alıkoydu. Halbuki Kitap Kurdu markasını 2005’te satın almıştım. O zamandan beri kararlıydım bu işe girmeye.

Kitap Kurdu Yayınevi’ni kurarken amacınız neydi? Yayıncılık dünyasındaki hangi boşluğu doldurmak istiyorsunuz?

Kitap Kurdu farklı alanlarda faaliyet gösteriyor. Klasik müzikle ilgili kitapların yanında kurgu eserler, siyaset, tarih, doğa, psikoloji kitapları da yayımlayacağız. Türkiye’de klasik müzik alanında var olan boşluğu çıkaracağımız kitaplarla, yıllar içinde edindiğimiz birikimimizle, araştırmacılığımızla ve almayı umduğumuz fonlarla doldurmak istiyoruz. Yurtdışından alıp Türkçesini basmak istediğimiz, ülkemizde eksikliğini duyduğumuz çok güzel müzik kitapları var. Yayın piyasasını uzun zamandır takip ediyorum. Yurtdışında son zamanlarda nelerin ilgi gördüğünü az çok biliyorum. O alanlara girmek gibi bir politika benimsedim.

Şu ana kadar dört kitap yayımladınız. Bunlardan bahseder misiniz?

Bunlardan biri insanların klasik müzik repertuar bilgisini genişletmeye yönelik En Sevilen Klasikler. İkincisi müzikle tedavi hakkında gerçek bir yaşam öyküsü niteliğindeki Ruhu Uyandırmak. Pankreas kanserine yakalanan ABD’li profesyonel piyanist Andrew Schulman, müzik sayesinde şifa bulmuş ve sonrasında başka hastaların da iyileşmesine yardım etmiş. Ruhu Uyandırmak’ta bu süreci anlatıyor. Üçüncüsü ise Ağaçların Gizli Yaşamı adlı Batı’da çok ilgi gören bir ekoloji kitabı. Diğer kitaplar da peşi sıra geliyor.

Klasik müzik kitaplarının ağırlıkta olduğu bir yayın çizgisi benimseyeceğinizi söyleyebilir miyiz?

Kitap Kurdu müziğe ayrıcalıklı bir yer veriyor ve imkân buldukça bu tür kitaplar yayımlayacağız. Ancak sadece müzik kitapları basan bir yayınevi değiliz. 2016-2017’de katalogları araştırdım, yurtdışında yayımlanan tüm kitapları taradım. Ortadoğu tarihi, Nazi Almanyası, Yahudi Soykırımı gibi alanlarda Türkiye’de daha önce basılmamış kitapları Türkçeye kazandırmak istiyorum. Bu alanlarda basacağımız kurgu ve kurgu dışı kitaplarımız var yayın listemizde. Sıradaki kitabımız Edwin Black’in Nazi Bağlantısı adlı araştırması. Yayın kataloğumuzda provokatif, dikkat çekici kitaplar da göreceksiniz. Bu tercihin temelinde benim meraklı kitap kurdu kimliğim var diyebilirim. Müzik yazarı Ted Gioia’nın Caz Dinleme Sanatı adlı kitabının da çok ilgi çekeceğini düşünüyoruz. Bunlara benzer pek çok kitabı okurlarla buluşturacağız.

Yerli yazarlara da açık mısınız?

Tabii ki. Henüz yeni bir yayıneviyiz, ama şimdiden yerli yazarlardan da birkaç dosya aldık. Türk edebiyatında da var olmamız gerektiğine inanıyorum. Benim Klasik Müzikte Romantik Dönem adlı kitabımı da programa aldık. Bir de müzik gezilerime ilişkin yazılarımı da ayrı bir kitap olarak yayımlayacağız.

Türkiye’de müzik yayıncılığının sorunları, eksikleri nelerdir. Bu alanda hangi eksikleri ortadan kaldırmayı hedefliyorsunuz?

Türkiye’de klasik müzik alanında çok doğru kitapların basıldığını düşünmüyorum. Yurtdışındaki yayıncılığı yakından takip ediyorum. Türkiye’de çok önceden çıkması gereken klasik müzik kitapları hâlâ okurlarla buluşmuş değil. Eğer onlar çıkmış olsaydı toplum olarak çok daha üst düzey bir klasik müzik kültürümüz olurdu. İnsanların açıp okuyacakları kitap sayısı çok az. Türkiye’de müzik kitapları basan yayınevlerinden çıkan kitaplar halkın ilgisini çekmiyor, çünkü teorik. Asıl işi müzik olmayan okuyucu aralıklarla, oktavlarla, majörlerle, minörlerle uğraşmak istemiyor. Bu, farklı bir dil. O dinleyiciye müzik kültürünü farklı yollarla vermek lazım. En Sevilen Klasikler kitabını yayımlayarak biz bunu yapmaya çalıştık. Repertuar bilgisini genişletmeye, müzik kültürünü anlatmaya yönelik kitapların daha çok basılması lazım. Keyifli dille anlatılmış müzik tarihi kitapları ve müzik temalı kurgu eserler basmak istiyorum. Keşke imkânımız olsa da sadece müzik kitapları basabilsek.

Neden sadece müzik kitapları basamıyorsunuz?

Çünkü Türkiye’de sadece müzik kitapları yayımlayarak ayakta kalmak mümkün değil. Yayın programımızda olan Rosemary’nin Bebeği gibi popüler romanlardan ve Edwin Black’in Holokost kitaplarından kazanacağımız parayla klasik müzik kitapları basacağız. Her sene böyle bir – iki basabilirsek şanslı sayacağız kendimizi. Tabii ki diğer türlerdeki kitapları da sevdiğim, ilgi duyduğum, Türk okuruna kazandırmak istediğim için yayımlıyorum, ama klasik müziğin bendeki yeri ayrı.

Batı’daki müzik yayıncılığı hakkındaki gözlemleriniz neler? Orada herkesin anlayacağı tarzda yazılmış kitaplar çoğunlukta mı?

Batı’da çok ciddi bir akademik müzik kitabı yayımı ve tüketimi geleneği var. Çünkü klasik müzik tarihi orada başladı, teorisi de orada üretildi. Bununla birlikte Avrupa’da klasik müzik konserlerini, opera ve bale gösterilerini izleyen kitlenin klasik müzik kültürü bizim toplumumuzdakinden çok daha fazla. Çünkü herkesin anlayabileceği, samimi, esprili bir dille yazılmış müzik kitapları çok yaygın. İnsanlar bunları okuyor. Önemli olan halka ulaşabilmek. Mesela En Sevilen Klasikler 25 bin satmış.

Yayıncılık dünyasına yeni girmiş biri olarak Türkiye’de yayıncılık yapmanın ne tür zorluklarıyla karşılaştınız?

Türkiye’de yayın piyasası 10-15 yıl içinde büyük bir atılım gösterdi. 15 yıl önce bu işe girmediğime hayıflanıyorum mesela. Şu dönemde bu dünyaya girmek ise cesaretle delilik arası bir şey. Çok ciddi sermayeniz varsa çok güzel işler yaparsınız, ama bizim gibi bir aile şirketiyseniz işiniz daha zor. Şartlar aleyhimize. Özellikle tüketiciye ulaşmak Türkiye’de çok zor. “Kitap Kurdu iyi kitaplar basıyor” dedirtmek istiyoruz. Andante’den kaynaklanan bir tanınırlığımız ve prestijimiz olmasaydı işimiz çok daha zor olurdu. Küçük bir kadroyla azmettik çalışıyoruz.