ÖZLEM ERTAN

Bilimkurgunun ve fantastik edebiyatın en büyük isimlerinden Ursula K. Le Guin’i kaybettik. Seksen sekiz yaşındaki yazar, 22 Ocak günü ardında sayısız edebiyat okuruna ilham veren onlarca kitap bırakarak sonsuzluğa uçtu.

TÜRK MESLEKTAŞLARINA DESTEK OLDU

Oysa daha geçen hafta Türk bilimkurgu yazarlarının öykülerinden oluşan Yeryüzü Müzesi adlı derlemenin arka kapağında Ursula K. Le Guin’in yazısını okumuş ve çok mutlu olmuştuk. Usta yazar, Türk meslektaşlarına destek mahiyetindeki yazısında şöyle demişti: “Bilimkurgu Kulübü’nün, Türkiyeli yazarların bilimkurgu öykülerinden oluşan bir antoloji hazırlıyor olmasına çok sevindim. Bu zor zamanlarda tüm yazarlar, yaratıcılık ilkesine bağlı yaşayan diğer yazarlardan ve bu yazarlara, finansal beklentilerin zincirlerinden kurtulmaları konusunda destek veren yayınevlerinden güç alırlar. Her birimiz, dünyanın dört bir yanında, büyük bir karanlıkta yolumuzu bulmaya çalışıyoruz diyebilirim. Böyle eserler en ihtiyaç duyduğumuz vakitlerde yakılan, etrafımızdakileri ve gitmemiz gereken yolu aydınlatan lambalardır. Bu lambaların yakıtı da hayal gücüdür. Türkiyeli okurlarım, dostlarım ve yoldaş yazarlar, bu ışığın yanmasına vesile olduğunuz için size teşekkürü borç bilirim.”

Fantastik ve bilimkurgu türlerine ilgi duyan yazarlar ve hatta okurlar Ursula K. Le Guin’in varlığından her zaman güç aldılar. Onun yarattığı dünyalarda merak ve hayranlıkla dolaştılar. Bu esnada kendi zamanları ve dünyaları hakkında düşünmekten de geri durmadılar. Çünkü Ursula K. Le Guin’in uzak yıldız sistemlerinde geçen romanlarında dahi kapitalist sistem eleştirisi ve dünyanın antropolojik ve sosyo-politik incelemesi görülebilir.

(Fotoğraf: Dan Tuffs)

CİNSİYETİN OLMADIĞI BİR DÜNYA

Aynı zamanda feminist bir bakış açısına sahip olan yazar, cinsiyet eşitsizliğine ilişkin eleştirilerini ustalıkla kurgularına yerleştirebiliyordu. Yazara bilimkurgu yazını alanında verilen iki büyük ödülü, Hugo ile Nebula’yı kazandıran 1969 tarihli Karanlığın Sol Eli, bugüne kadar yazılmış en iyi bilimkurgulardan biri. Roman, dünyaya çok benzeyen Kış adlı bir gezegende geçiyor ve burada herkes çift cinsiyetli yani androjen. Yılın belli dönemlerinde hormonal değişikliklere bağlı olarak erkek ya da kadın olabiliyorlar. Bu da Kış gezegeninde cinsiyete dayalı bir üstünlük anlayışını ortadan kaldırıyor.

URAS VE ANNARES

Yazara yine hem Hugo hem de Nebula ödülünü kazandıran Mülksüzler de teknolojik tanımlardan ziyade toplumsal ve siyasi yönü ağır basan bilimkurgu tarzının önde gelen örneklerinden. Anarşist Annares ile kapitalist totaliter Uras gezegenlerinin hikâyesini anlatan kitap, edebiyattaki en önemli kapitalist sistem eleştirilerinden birisi olarak kabul ediliyor. Le Guin’in kendisi de Mülksüzler’i bir anarşist ütopya olarak tanımlıyordu.

BÜYÜCÜLER VE EJDERHALAR

Ursula K. Le Guin, üretken ve farklı türlerde eserler vermiş bir yazar. Bilimkurgunun yanında fantastik kurgular, şiirler, çocuk kitapları, gerçekçi eserler ve makaleler de yazdı. Fantastik edebiyat türünde yazılmış en iyi roman serilerinden biri olan ve beş kitaptan oluşan Yerdeniz Serisi de onun imzasını taşıyor. Yazarın yarattığı Yerdeniz evreninde tıpkı dünyadaki gibi çeşitli toplumlar, kıtalar ve adalar var. Bu adalardan birinde büyü gücüyle donatılmış olarak doğan keçi çobanı Ged, günün birinde en büyük büyücülerden biri olur. Ged, J.R.R. Tolkien’in Yüzüklerin Efendisi serisindeki Büyücü Gandalf’dan farklı olarak kusursuz değildir. Zaafları, zayıf yanları vardır ve onun büyüme süreci, Yerdeniz Serisi’nin ilk kitabı Yerdeniz Büyücüsü’nün ana eksenidir.

Kadim dilde konuşan bilge ejderhaların da yer aldığı seride, başrahibe Tenar karakteri üzerinden kadın olma hali de irdelenir. Tenar sıradan bir kadın olmayı tercih eder ve kendini böyle mutlu hisseder. Le Guin’in her kahramanı, her romanı bir süreci, değişimi anlatır. Bu karakterler, bilgeliği ve büyümeyi değişmekten korkmamakta bulur.

“YILDIZLARA DOĞRU YOLA ÇIKTI”

Amerika Birleşik Devletleri’nin Kaliforniya eyaletinde antropolog bir babayla psikolog ve yazar bir annenin kızı olarak 1929 yılında dünyaya gelen Ursula K. Le Guin aramızdan ayrıldı, ama sadece bedenen… Yazdığı onlarca roman hep başucumuzda, yarattığı dünyalar ise zihnimizde olacak. Yazar, editör, edebiyat araştırmacısı ve akademisyen Bülent Somay’ın, Ursula K. Le Guin’in ölümünün ardından sosyal medyada yazdığı gibi, “Le Guin uzay gemisindeki bilge kocakarıdır. Varoluş kadar kadim bir lisanla konuşan ejderha, gücünü yalnızca zorunluluk karşısında kullanan büyücü. Uzaylı Kocakarı, yıldızlara doğru yola çıktı.”