Yazmak hiçbir zaman kolay olmadı.

İş yazdıklarınızı yayımlamaya geldiğinde daha yolun ne kadar başında olduğunuzu anlayacaksınız. Zira yayıncılık sektörünün günden güne genişlediğini, farklı türlerde ve konularda kitap yayımlayan yüzlerce yayınevi olduğunu öğreneceksiniz. Bu noktada kafanız karışabilir ve yazdıklarınıza son noktayı koyduktan sonra kendinize “şimdi ne yapacağım?” diyebilirsiniz. Bu yüzden kolları sıvayıp size yazdıklarınızı yayınevine/yayınevlerine gönderebilmeniz için önemli detaylardan ve yapılması gerekenlerden bahsedeceğim. Sık sorulan soruları cevaplayacağım çünkü iyi metinlerin yanlış başvurularla ziyan olmasını hiçbirimiz istemeyiz.

El yazısı olur mu?

Pek çok insan kâğıt ve kalem kullanarak yazmayı sever. Kâğıt ve kalemle kurulan bu organik ilişkinin aynı ölçüde o hikâyenin karakterleriyle de kurulduğu düşünülür. Ama öyle ya da böyle, basılması istenen metinler klavyeyle de yazılmak zorundadır. Bunu yaparken imla kurallarına uymak, metni titiz bir şekilde hazırlamak o metni değerlendirecek editör üzerinde olumlu bir izlenim uyandıracaktır.  Hem böylece eserinizi –bir kez daha-  baştan sona okuyup gözden geçirme şansınız olacak.

Halihazırda yazılarınızı bilgisayarda yazıyorsanız metni son kez dikkatlice okuyup düzenli bir dosya oluşturmanızı önerebilirim.

Yazar adayı eserini nereye göndermeli?

Eser, artık bilgisayar ortamında da hazırsa bu aşamada sorulacak soru “şimdi hangi yayınevine göndermeli?” olmalı. Bu soruya cevap verirken yayınevlerini incelemeniz ve yazdıklarınızıitap edeceği okuyucu kitlesine hangi yayınevi aracılığıyla ulaşabileceğinize karar vermelisiniz. Çünkü bütün bunlar eserinizin gerçek muhataplarına ulaşması için önemli. Örneğin sadece aksiyonu bol gençlik kitapları basan bir yayınevine durum hikâyelerinden oluşan bir metin gönderirseniz alacağınız cevap hemen hemen bellidir. Cevap beklerken yaşayacağınız stres de üzerine tuz biber olur.

Peki nasıl göndermeli?

Eserinizi göndereceğiniz yayınevi ya da yayınevlerine karar verdiniz. Fakat nasıl göndermeniz gerektiğine dair bir bilginiz yok. Neyse ki öğrenmek zor değil. Hemen o yayınevinin internet sitesine girerek yazar adaylarından gelen eserleri hangi koşullarda kabul ettiklerine bakabilirsiniz. İyi bir yayınevinin sitesinde bu bilgileri muhakkak bulacaksınız.

Bazı yayınevleri yazar adayı ve eserine dair detaylı bilgi edinebilmek için bazı sorular sorduğu formlar iliştirir sitesine. Bu tür formlarla karşılaşırsanız muhakkak tüm soruları cevaplayın. Zira yayınevlerine çok sayıda dosya geldiği için umut vaat etmeyen eserler baştan sona okunmayabilir. Sizden istenen soruları eksiksiz cevapladıysanız eseriniz daha sağlıklı değerlendirilecektir.

Burada çoğu kez bir ikilem yaşanır: Yazdıklarınızın çıktısını mı göndermelisiniz yoksa mail üzerinden mi iletmelisiniz? Bu da eserinizi göndereceğiniz yayınevinin sizden dosyanızı isteme şekline göre değişecek. Bazı yayınevleri yazdıklarınızı basılı olarak isterken bazı yayınevleri de mail üzerinden göndermenizi tercih eder. Nasıl isteniyorsa öyle gönderin. İstenen formatta gönderirseniz yazdıklarınız daha rahat bir inceleme sürecinden geçecek ve daha sağlıklı bir karar vermek mümkün olacaktır.

Bu başlık altındaki en önemli notu da şuraya iliştireyim: Eserinizi asla mail gövdesine yazarak göndermemelisiniz. Soruyu yanıtlarken de demiştim, yazdıklarınız bir word dosyasında hazır ve nazır beklesin, onu göndermeniz her zaman daha iyi bir seçenektir.

Cevap alma süresi uzun, bunu kısaltmanın yolu var mı?

Pek çok yayınevi gönderdiğiniz dosyaların değerlendirmesi için size belli bir süre verir. Bu süre kimi yayınevi için iki ay, kimi yayınevi içinse dört ay olabilir. Daha uzun ya da daha kısa sürede cevap veren yayınevleri de pek tabii ki vardır. Peki hevesli bir yazar, bir günü bile cevap alabilmek için uzun bir süre olarak değerlendirirken ay hesabıyla beklemek nasıl mümkün olabilir?

Öncelikle şunu hatırlamak gerekiyor; yayınevine dosya gönderen tek kişi siz değilsiniz. Sizin gibi pek çok yazar adayı aynı heyecan ve sabırsızlıkla dosyalarını yayınevlerine göndererek cevap bekliyorlar. Yayınevlerinde rutin toplantılar, yazar görüşmeleri, fuarlar, etkinlikler, bir sonraki ay çıkacak kitapların yayına hazırlanma süreçleri derken yoğun ve asla temposu düşmeyen bir döngü var. Tüm bunlarla birlikte detaylı bir inceleme, dosyanıza dair yayınevinde dönen fikir alışverişleri uzun bir süre istiyor. Bunları bilerek size verilen süre dolana kadar sabırlı bekleyişinizi sürdürmelisiniz. Bazen yayınevindeki yoğunluk dosyanıza sıra gelmesini engellemiş olabilir. Bu durumda süre dolmuş ve henüz bir cevap alamamışsanız kendinizi hatırlatabilirsiniz. Fakat bu hatırlatmalar sıklaşır, yayınevini ve editörleri sıkacak boyuta gelirse dosyanız için olumlu sonuç alma ihtimaliniz düşecektir. Zira size bir cevap verebilme telaşıyla eserinizi incelerken geniş bir değerlendirme yapma fırsatı bulamayabilirler.

Yayınevleriyle haşır neşir olmaya başlayan yazar adaylarıyla paylaşmak istediğim daha çok şey var. Çünkü kitap dünyasına bir fincan çay ya da bir fincan kahve eşliğinde dahil olanlar için yayıncılıktan bahsetmemiz gerekiyor. “İyi kitapları daha iyi nasıl yayımlarız?” sorusunu sora sora sizinle konuşmamız gereken konular, buluşmamız gereken kitaplar olacak.